SAVAŞIN KANLI GÖLGESİNDE GÖZDEN KAÇAN GERÇEKLER
By Ali Doğan / Mart 24, 2026 / Yorum yapılmamış / Uncategorized
Ortadoğu, tarih boyunca olduğu gibi bugün de kadim topraklarının üzerinde barışı değil, barutu soluyor. 28 Şubat günü fitili ateşlenen ABD-İsrail müdahalesiyle İran sahasına taşınan savaş, sadece bir bölgeyi değil, küresel düzeni ve halihazırda pamuk ipliğine bağlı olan dünya ekonomisini uçurumun eşiğine sürükledi.
Bir yanda İran halkının özgürlük taleplerini baskıyla bastıran, doğalgaz ve petrol gibi devasa kaynaklarını modern bir refah toplumu inşa etmek yerine ideolojik bir katılıkla yöneten şeriatçı bir rejim; diğer yanda ise “güvenlik kaygısı” ve “vaadedilmiş topraklar” doktriniyle sınırlarını aşan saldırgan bir Siyonist İsrail politikası… Bu denklemde kazananın kim olacağını tartışmak beyhudedir; çünkü kaybeden bellidir: Bölge Halklarıü ve insanlık onuru.
Emperyalizmin Enerji İştahı ve “Güvenlik” Bahanesi ile kılıflanıyor.
İran rejiminin baskıcı yapısı, ne içeride ne de dışarıda savunulacak bir taraf bırakmamıştır. Ancak bir ülkenin kötü yönetilmesi veya antidemokratik olması, emperyalist güçlerin oraya bomba yağdırması için meşru/haklı bir zemin oluşturamaz. Tarih, “demokrasi getirme” vaadiyle girilen coğrafyaların nasıl birer enkaza dönüştüğünün (Irak, Libya, Suriye) canlı şahididir. Bugün İran’ın yeraltı zenginliklerine iştahı kabaran güçlerin asıl ajandası, İran halkını özgürleştirmek veya İran nükleer programını engellemek değil, stratejik kaynakların kontrolünü ele geçirmektir.
İsrail’in ise bölgedeki varlığını sürekli bir saldırganlık üzerine kurgulaması, “güvenlik” kavramının içini boşaltmaktadır. Kendi güvenliğini komşularının yıkımında arayan bir anlayış, barışı değil ancak geçici bir sessizliği sağlayabilir.
ABD ve İsrail’in yarattığı kriz bizim mutfaklarımızı ateşe veriyor.
Savaşın başlamasıyla birlikte dünya genelinde baş gösteren ekonomik kriz, zaten kırılgan bir zeminde ilerleyen bizim ekonomimizi de derinden sarstı. Hatta hükümette beceriksizliğini krize bağlamaya başladı. Enerji fiyatlarındaki önlenemez yükseliş, tedarik zincirindeki kırılmalar ve belirsizlik ortamı, sokaktaki vatandaşın ekmeğini her geçen gün küçültüyor. Birilerinin jeopolitik satranç tahtasında yaptığı hamleler, binlerce kilometre ötedeki insanların yoksullaşmasına, yarınının çalınmasına neden oluyor.
Sonuç olarak şunu biliyoruz. Haksız Savaşın Galibi Olmaz
İran’daki yönetimin niteliği ne olursa olsun, bir ülkenin egemenliğine yönelik bu çok uluslu saldırı haksızdır. Bu savaş; özgürlük değil yıkım, barış değil daha derin bir nefret tohumu ekmektedir.
Uluslararası toplumun görevi, bir rejimi devirmek adına bir halkı ateşe atmak değil; diplomatik yolları sonuna kadar zorlamak ve bölgedeki tüm aktörleri uluslararası hukuk zeminine çekmektir. Unutulmamalıdır ki; haksız bir yöntemle haklı bir sonuç elde edilemez. Savaşın kazananı silah tüccarları, kaybedeni ise evine ekmek götüremeyen babalar ve geleceği çalınan çocuklardır.