SAVAŞI KAMUOYU DURDURUR
By Ali Doğan / Mart 27, 2026 / Yorum yapılmamış / Uncategorized
Okumuyorsunuz da okuyanlar bilir. Tramp Kanada, Görland vb. taleplerini dile getirdiğinde “Dünyanın başı belada” demiştim.
Bugün dünyanın gözleri önünde, hukukun, diplomasinin ve insanlığın en temel ilkeleri çiğneniyor. Güçlünün hukuku, haklının sesini bastırmaya çalışıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca bir ülkeye değil; barış umuduna, uluslararası hukuka ve halkların birlikte yaşama iradesine yönelmiş açık bir tehdittir.
Daha da çarpıcı olan ise bu saldırganlık karşısındaki sessizliktir. Birkaç kınama mesajı, birkaç diplomatik “endişe” ifadesi… Oysa bombalar gerçek, ölümler gerçek, yıkım gerçek. Birleşmiş Milletler’in etkisizliği artık bir istisna değil, alışkanlık haline gelmiş bir çaresizliktir. Dünyadaki devlet yöneticileri ise koltuklarını kaybetme korkusuyla ilkesizliğe sığınıyor; güçlüye karşı suskun, zayıfa karşı sert bir ikiyüzlülük sergiliyor.
Ancak tarih bize şunu gösteriyor: Savaşları başlatanlar iktidarlar olabilir, ama durduranlar halklardır. Vietnam’da, Irak’ta, dünyanın pek çok yerinde savaş karşıtı hareketler, kamuoyunun gücünü ortaya koymuştur. Bugün de benzer bir sorumlulukla karşı karşıyayız.
Bu saldırganlığı durdurmanın yolu, sessiz kalmamaktan geçiyor. Sokaklarda, meydanlarda, üniversitelerde, sendikalarda yükselen bir itiraz; hükümetlere verilen koşulsuz desteğin geri çekilmesi; medya manipülasyonlarının teşhir edilmesi… Bunlar soyut değil, somut ve etkili adımlardır. Her bireyin sesi, birleştiğinde bir vicdan dalgasına dönüşebilir.
Savaş, sadece cephede yaşanmaz; ekmeği küçültür, özgürlükleri daraltır, geleceği karartır. Bu yüzden barış talebi, yalnızca bir ülkenin değil, tüm insanlığın ortak meselesidir.
Bugün susmak, yarın daha büyük yıkımlara kapı aralamaktır. Bugün ses çıkarmak ise yalnızca bir tepki değil, insan kalabilmenin asgari şartıdır.