Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir stadyumda ya da meydanda o ülkenin milli marşı çalmaya başladığında havada asılı kalan o tuhaf sessizliği fark edersiniz. Kimileri için bu an, göğüs kabartan bir “aidiyet” gösterisidir; kimileri içinse sadece bir gelenek. Ancak meseleyi ırkçılık veya dar bir milliyetçilik parantezine sıkıştırmak, aslında o marşların ruhuna yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Milli marşlar, bir ırkın diğerinden üstün olduğunu haykıran marşlar değildir; onlar, “biz buradayız, özgürüz ve bu bedeli ödedik” diyen kolektif hafıza kayıtlarıdır.
Sıkça sorulur: “Milli marş başka dilde okunur mu?” Teknik olarak, kelimeleri her dile çevirebilirsiniz. Ama ruhu tercüme edebilir misiniz? İşte asıl mesele burada düğümleniyor.
Bir marşı kendi dilinde okumak, o toprağın tınısına, o halkın acısına ve sevincine duyulan bir saygı duruşudur. Bu bir dışlama değil, bir özgünlük meselesidir. Nasıl ki bir halk şarkısını veya bir ağıtı kendi dilinde dinlediğinizde o duygu iliklerinize işlerse, milli marşlar da o dilin karakteriyle var olur. Bir marşı orijinal dilinde korumak, onu “diğerlerinden üstün” kılmak için değil, onun “kendisi” kalmasını sağlamak içindir.
Gerçek şu ki; bir ülkenin marşına duyduğu sevgi, başka bir ülkenin marşına duyduğu nefretle besleniyorsa, orada bir sorun var demektir. Oysa milli marşların özünde yatan kavram istiklaldir. İstiklal ise evrensel bir haktır.
İstiklal Marşı “Korkma!” diye başlar. Bu, sadece bir ulusa değil, zulme boyun eğmeyen her insana verilmiş bir cesarettir.
Bir başka ülkenin marşı Tiranlığa karşı bir başkaldırıdır.
Güney Afrika Marşı: Beş farklı dili aynı bestede buluşturarak, ırkçılığın küllerinden bir arada yaşamayı çıkaran bir mucizedir.
Yani! Yanisi şudur.
Milli marşları, başkalarını aşağılamak için kullanılan birer sopa haline getirenler, aslında o marşların temsil ettiği hürriyet idealini en az anlayanlardır. Bir marşı coşkuyla söylemek, diğer halkları hor görmek değil; kendi evinin çatısına sahip çıkmaktır.
Unutmayalım ki; her dilde “özgürlük” kelimesi farklı telaffuz edilir ama verdiği o eşsiz huzur her kalpte aynıdır. Marşlar, bizi ayıran duvarlar değil, her milletin kendi rengiyle katıldığı o büyük insanlık korosunun birer parçasıdır.