23 Nisan: Solan Hayaller ve Göçen Gelecek
By Ali Doğan / Nisan 22, 2026 / Yorum yapılmamış / Uncategorized
Yarın 23 Nisan. Bir ulusun egemenliğini çocukların neşesine emanet ettiği, dünyanın en saf ve umut dolu bayramı. Ancak yarım asrını eğitim koridorlarında, tebeşir tozu ve mürekkep kokusu arasında geçirmiş bir eğitimci olarak, bu yıl kalbimde bayram coşkusundan ziyade derin bir keder ve özeleştiri var. Meslek hayatım boyunca kürsülerden binlerce gencin gözlerinin içine bakarak şu cümleyi kurdum: “Çocuklar, mutluluğa ve başarıya giden tek yol okul sıralarından, emekten ve nitelikli bir eğitimden geçer.”
Bugün geldiğimiz noktada, o günlerdeki heyecanımın yerini sarsıcı bir gerçeklik aldı. Bizler eğitimi bir aydınlanma meşalesi olarak görürken, günümüzün “güçlü iradesi” bu meşaleyi söndürüp yerine sadakatten örülmüş dar bir koridor inşa etti. Liyakatin, araştırmanın ve eleştirel düşüncenin yerini “biat kültürü” aldı. Okullarımız artık dünyayla rekabet eden bireyler yetiştiren kurumlar değil; ne yazık ki sadece diplomalı işsizler üreten birer fabrikaya dönüştü. Nitelikli insan, sistemin dişlileri arasında bir “tehdit” olarak görülürken, tek kriteri sadakat olanların hızla yükseldiği bir yapı, toplumun tüm katmanlarını çürütüyor.
Gençlerimiz bu tabloyu bizden daha net görüyor. Kendi vatanında emeğinin karşılığını alamayacağını, liyakatin olmadığı bir yerde sadece “tanıdığı olanın” kazandığını fark eden her evladımız, gözünü sınırların ötesine dikiyor. Bilim, sanat ve felsefe ile donatılması gereken zihinler, bugün vize kuyruklarında veya yabancı dil kurslarında istikbal arıyor. En parlak beyinlerimizi, demokrasinin ve ekonomik refahın standart haline geldiği ülkelere adeta “hediye” ediyoruz. Bir ülkenin en büyük sermayesi olan gençlerini kaybetmesi, o ülkenin geleceğinin iflas etmesidir.
Eğer 23 Nisan’ı yeniden gerçek bir bayram gibi kutlamak istiyorsak; önce çocuklarımıza borçlu olduğumuz o dürüst geleceği inşa etmeliyiz. Eğitimi bir diploma ticaretinden çıkarıp, yeniden liyakat ve özgür düşünce temeline oturtmak zorundayız. Gençlerin hayallerini başka coğrafyalara değil, bu topraklara kök salacak şekilde yeşertmeliyiz. Unutmayalım ki; çocuklarına gelecek sunamayan bir toplumun geçmişi ne kadar şanlı olursa olsun, yarını karanlıktır. Bu karanlığı dağıtacak olan tek güç ise, sadakate değil, hakikate ve adalete bağlı bir eğitim sistemidir.